Kapadokya’yı ve güzelliklerini bilmeyenimiz yoktur sanırım. Her ne kadar adını bilsek ve ekranlardan görsek de Kapadokya sadece gördüklerimiz değildir. Kapadokya’da gezilecek yerler sayı olarak oldukça fazla olup, genel olarak Kapadokya’nın hemen her yerini gezebilmek için en az 3 gün ayrılması gerekir. Öyle ki Türkiye’de en çok ziyaret edilen turizm merkezlerinden birisi de Kapadokya olarak açıklanmıştır. 1985 yılında yapılan düzenleme beraberinde UNESCO tarafından Kapadokya dünya mirası listesine eklenmiştir ve dünyanın en güzel 25 yeri olarak açıklanan listede kendine yer bulmuştur.
Geçmişi ortalama 60 milyon yıl öncesine dayanan Kapadokya zamanında yanardağ tarafından püskürtülen lavların bulunduğu bir yerdi. Sonrasında sona eren yanardağ faaliyetleri ardından lavlar sertleşti ve küller soğudu. Bunun sonrasında ise zaman geçtikçe yumuşak bir tüf tabakası oluşmuştur. Bu tabakalar zamanla rüzgâr ve yağmur suları beraberinde aşınarak farklı şekiller ve doğa güzelliklerinin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Hali hazırda sıklıkla adını duyduğumuz Peri Bacaları ve Kapadokya’nın diğer birçok güzelliğinde bu olayların ciddi derecede etkisi vardır.
Bu gibi doğal güzellikler ve beraberinde tarihin de ardında bıraktığı eserler neticesinde, Kapadokya’ya yolumuz düştüğünde onlarca gezilecek yer karşımıza çıkacaktır. Biz ise bu yerler arasından bazılarını sizler için seçtik ve rotanıza eklemeniz için tek tek açıkladık. Şimdi gelin birlikte bu doğal ve tarihi güzellikleri inceleyelim.
Peribacaları
Yazımızın giriş kısmında da detaylıca açıkladığımız gibi, Kapadokya’da milyonlarca yıl öncesinden başlayan doğal olaylarla birlikte farklı eserler ortaya çıkmıştır. Hiç şüphesizdir ki, bu eserler arasından en bilineni ve yıl boyunca birçok turisti kendine çekeni Peri Bacalarıdır. Erciyes, Güllüdağ ve Hasandağı’nın milyonlarca yıl önceki volkanik hareketleri beraberinde yıllar içerisinde bugün ki şekillerine kavuşan Peri Bacaları adeta ziyaretçileri kendine hayran bırakmaktadır. İnsanlar tarafından çok sık ziyaret edilmesi beraberinde ise Peri Bacaları artık Kapadokya’nın adeta bir simgesi haline gelmiştir.
Her ne kadar dünyanın birçok farklı bölgesinde Peri Bacalarına benzer yapılara rastlanabilse de, Kapadokya’da bulunan yapılar daha bir farklı olup, dünya genelindeki insanların dikkatini çekmeyi başarmıştır. Öyle ki, bu yapıların dünyanın 7 harikasından birisi olabilecek niteliklere sahip olduğu da birçok kez belirtilmiştir.
Ihlara Vadisi
Ihlara Vadisi Kapadokya bölgesinin en batı ucunda yer alır ve Aksaray’a bağlıdır. Yaklaşık 12 km uzunluğa sahip olan Melendiz Çayı yıllar içerisinde bölgeyi aşındırarak Ihlara Vadisinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Vadiye ulaşmak için 400’e yakın basamak inmeniz gerekir ve bu da yerden ne kadar alçak bir noktada olduğunun en önemli göstergelerindendir.
Ihlara Vadisi içerisinde kayaların iç kısımları oyularak inşa edilmiş bazı kiliseler bulunur. Bu kiliseler doğal güzelliklerin yanı sıra bize tarihi anlamda da ilham verirken, zamanın şartlarında nasıl işçiliklerin gerçekleştirildiğine dair tarihe de ışık tutmaktadır. Bu kiliseler arasından en çok bilinen ikisi Ağaçaltı Kilisesi ve Yılanlı Kilisedir. Özellikle kiliselerin duvarlarındaki çizimler ve işlemeler, bir an için kendinizi tarihin içerisinde seyahat ediyormuş gibi hissetmenize vesile olacaktır.
Göreme Milli Parkı
Yaklaşık 10 hektarlık bir alandan oluşan Göreme Milli Parkı 1986 yılında koruma altına alınmıştır. Bu park içerisinde de mevcut olan peri bacaları parkın daha hızlı ünlenmesine ve koruma altına alınmasına en büyük vesiledir. Yine bu park içerisinde yer alan Göreme Açık Hava Müzesi de Kapadokya’ya ait tarihi izleri bünyesinde barındırır ve ziyaretçilere sunar.
Milli park genel hatlarıyla açık bölümlerden oluştuğu için ziyaret tarihlerinizi daha çok yaz aylarından yana kullanmanız tavsiye edilmektedir. Peri bacalarının yanı sıra park içerisindeki müze kısmında mevcut olan ve Hristiyanlık döneminden kalma dini yapıtları inceleyerek tarihin bu topraklardaki izlerine de yakından tanık olabilirsiniz.
Park içerisinde yalnızca bu bölümler bulunmamaktadır. Zaten 10 hektara yakın bir alandan oluştuğu için içerisinde çeşitli alanların olması da sürpriz olmayacaktır. Özellikle televizyonlarda ya da diğer medya araçlarında çokça gördüğümüz balon turlarına bu park içerisinden katılabilirsiniz. Yine Göreme Milli Parkı içerisinde ata binebilir, ATV ile gerçekleştirilen safari turlarına katılabilir, doğanın içerisinde yürüyüş yapabilirsiniz.
Ürgüp
Diyelim ki Kapadokya’ya gittiniz ve ilk gün gezebildiğiniz kadar gezdiniz. Bu geziniz boyunca da gerek tarihi yerler gerekse doğal güzellikleri en ince ayrıntısına kadar inceleyemeye çalıştınız. Akşamında nerede konaklayacaksınız? İşte bu sorunun cevabı tam da başlıkta yatıyor. Ürgüp. Genel olarak Ürgüp denilince bölgenin alışveriş noktası olması ve çiftler tarafından balayı için tercih edilmesi ile ön plana çıkıyor. Özellikle lüks konaklama standartları ve beraberindeki doğal güzellikleri ile siz de Ürgüp’te konaklamak isteyebilirsiniz.
Yine bu bölgede sabahları başlayan balon turları beraberinde güneşin doğuşuna farklı ufuklardan bakabilirsiniz. Öte yandan bölgede yer alan Üç Güzeller gibi doğa güzelliklerini de inceleyebilir, tamamen doğal bir gezi gerçekleştirebilirsiniz.
Derinkuyu Yeraltı Şehri
Yazımızda yer verdiğimiz güzelliklerin hemen hepsi yerin üzerindeki doğal ve tarihi güzelliklerdi. Şimdi ise Derinkuyu Yeraltı Şehri ile Kapadokya bölgesinde yer altında bulunan bir güzellikle yolculuğumuza devam ediyoruz. Bu tarihi şehir ilk Hristiyanlık dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahip. O dönemlerde Roma İmparatorluğundaki zulüm ve işkencelerden kaçan insanlar bölgeye Antakya ve Kayseri üzerinden ulaşmışlardır.
İnşa edilen bu şehir toplamda 8 kattan oluşur. İnşa edilirken dışarıdan çok kolay fark edilmemesi sağlanan girişi ile güvenli bir ortamın oluşturulması amaçlanmıştır. Sığınmacılar tarafından yer altı şehrinin hemen her ihtiyaca yeterli gelmesi adına yapı içerisinde farklı bölümler inşa edilmiştir. Bu yapılar arasında şarap imalathanesi, erzak depoları, toplantı salonları ve su kuyuları ön plana çıkar. Öte yandan yer altı şehrindeki odaları birbirine bağlayan koridorlarda oldukça dar yapılmıştır.
Güvercinlik Vadisi
Tarihi güzelliklere nazaran doğal güzellikleri daha ön planda tutanlar için ve doğa ile iç içe yürüyüş yapmayı sevenler için Güvercinlik Vadisi oldukça iyi bir seçenek. Yürüyüş açısından çok güzel bir rota olacak olan bu vadi Göreme ve Uçhisar arasında uzanmaktadır.
Vadi adını 9. yüzyıldan itibaren bölgede barınan kuşlardan almıştır. Bu kuşlar şarap üretiminin yaygın olduğu bölgede lezzetli üzümlerin yetiştirildiği bağlar için gübre kaynağı olmuştur. Bunun yanı sıra eski dönemlerde Hıristiyanlar güvercinlerin yumurtalarını toplayarak oluşturdukları yapılarda kullanacakları alçıyı karmışlardır. Son olarak 15 metre yüksekliğe sahip olan şelalenin de bulunduğu bu vadide doğal zenginlikler beraberinde güzel zaman geçirebilirsiniz.
Kapadokya’da gezilebilecek diğer yerler
Yazımız genelinde Kapadokya’da gezilebilecek en güzel yerler hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Ancak görkemli bir tarihe ve son derece eşsiz doğa güzelliklerine sahip olan bu bölgenin görülmeye değer birçok farklı noktası da mevcut. Her ne kadar tüm bu yerleri detaylıca açıklayamayacak olsak da, zamanınız olması durumunda gezebileceğiniz diğer yerleri de sizler için aşağıda bir liste halinde paylaştık. Umarız Kapadokya geziniz boyunca görebildiğiniz kadar farklı güzellikle karşılaşır, gezinizi güzelleştirirsiniz.
- Zelve Ören Yeri
- Aşk Vadisi
- Paşabağ Rahipler Vadisi
- Uçhisar Kalesi
- Kapadokya Mağaraları
- Mazı Yeraltı Şehri
- Dervent Vadisi
- Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi
- Kaymaklı Yeraltı Şehri
- Etnografya Müzesi
- Güzelyurt Yeraltı Şehri
- Temenni Tepesi
- Güray Müze
- Selime Manastırı
- Sunset Point
- Zemi Vadisi
- Çavuşin Köyü
- Güllüdere Vadisi






































