“Lumina: Renk ve Işık Sanatı” Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde
Renk ve ışık, 20. yüzyıl sanatında resmin değişen yüzünü belirleyen unsurlardan biri oldu. Sanatçılar zamanla rengi doğayı olduğu gibi aktarmanın ötesine taşıdı; ışık, hareket ve görme üzerine farklı çalışmalar yaptı. “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, Centre Pompidou koleksiyonundan 83 eseri bir araya getiriyor ve 20. yüzyılın başlarından 1970’lere uzanan dönemde rengin ve ışığın resimden fotoğrafa farklı kullanımlarını gösteriyor.
Lucien Arkas Sanat Merkezi’ndeki serginin küratörlüğünü Anna Hiddleston ve Noémie Fillon üstleniyor. Georges Braque, André Derain, Maurice de Vlaminck, Natalia Goncharova, Luigi Russolo, Fernand Léger, František Kupka, Vassily Kandinsky, Berenice Abbott, Joan Mitchell, Etel Adnan, Shirley Jaffe, Gerhard Richter, Bridget Riley ve Victor Vasarely’nin eserleri sergide yer alıyor.

Rengin değişen kullanımı
Serginin ilk bölümünde 20. yüzyılın başında ortaya çıkan Fovizm yer alıyor. Georges Braque, André Derain ve Maurice de Vlaminck’in çalışmalarında renk, doğadaki gerçek görünümden uzaklaşarak resmin temel unsurlarından biri haline geliyor. Albert Marquet’nin eserleri ise aynı dönemde rengin daha ölçülü kullanıldığı örnekler arasında.

Elektriğin günlük hayata girmesiyle ışık da sanatçıların çalışmalarına giriyor. Natalia Goncharova’nın 1913 tarihli “La Lampe électrique” adlı eseri bu dönemin örneklerinden biri. Luigi Russolo’nun “Automobile in corsa” adlı çalışmasında hız ve hareket öne çıkıyor. Fernand Léger, František Kupka ve Vassily Kandinsky’nin eserlerinde renk, hareket ve müzik bir arada kullanılıyor.
Fotoğrafta ışık ve hareket
Fotoğraf bölümünde ışık ve hareketin görüntü üzerindeki etkisi öne çıkıyor. Berenice Abbott’un “Interference Pattern” ve “Water Waves Change Direction” adlı çalışmaları, su ve ışığın fotoğraf içinde oluşturduğu değişimleri gösteriyor.
Joan Mitchell’in “La Grande Vallée” adlı eseri ile Etel Adnan ve Shirley Jaffe’nin çalışmaları da rengin resimde giderek daha fazla ağırlık kazandığı döneme ait örnekler arasında.

Renk resmin konusu oluyor
1960’lardan itibaren renk, birçok sanatçı için resmin temel konusu haline geliyor. Color Field ve Op Art’ın yanı sıra geometrik ve optik çalışmalar da sergide yer alıyor.
Gerhard Richter’in 1973 tarihli “1024 Farben (350-3)” adlı eseri, bu yaklaşımın önemli örneklerinden. 254 x 478 santimetre ölçülerindeki çalışma yüzlerce renk biriminden oluşuyor. Richter, renkleri belirli bir matematiksel sistemle yerleştirirken ortaya çıkacak sonucu tamamen kontrol etmiyor.
Stanton Macdonald-Wright, Richard-Paul Lohse, Kenneth Noland, Bridget Riley, Yaacov Agam, Jesús Rafael Soto ve Victor Vasarely’nin eserleri de geometrik biçimlerin, tekrarların ve renklerin birlikte kullanıldığı çalışmalar arasında.
Centre Pompidou ile beş yıllık iş birliği
“Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasındaki 2026–2031 dönemini kapsayan beş yıllık iş birliğinin bir parçası. Program kapsamında beş farklı temada toplam 10 sergi düzenlenmesi planlanıyor. İş birliğinin ilk sergisi Nisan 2026’da açılan “Sonia & Robert Delaunay: Modern Rengin İcadı” oldu. Sıradaki sergi ise “Through Color” olacak.
Sergi programına konuşma, atölye, film gösterimi, müzik ve performanslar da eşlik edecek.
“Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 14 Şubat 2027’ye kadar Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde görülebilir.
(Gülşen Işık yazısı)






































