Ana SayfaKültür SanatSergiSeyahat Sanatı: Koleksiyonların İzinde Bir Yolculuk Meşher’de

Seyahat Sanatı: Koleksiyonların İzinde Bir Yolculuk Meşher’de

Albrecht Dürer

Meşher’de açılan “Seyahat Sanatı”, Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonları’ndan seçilen eserleri bir araya getiriyor. Koç Topluluğu’nun 100. yılına denk gelen bu sergi, 15. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına uzanan geniş bir zaman diliminde Osmanlı coğrafyasına yapılan yolculukların izini sürüyor. Ama serginin asıl meselesi yolculuğun kendisi değil, o yolculuğun geride bıraktığı bakış, kayıt ve hafıza.
Küratör Merve Uca’nın bir araya getirdiği işler, seyahati tek bir tanımın içine sığdırmıyor. Bir köşede haritalar duruyor, yanında seyahat notları, başka bir yerde İstanbul’a bakan gravürler, diplomatik hediyeler ve farklı coğrafyalardan gelen gözlemler… Hepsi aynı sorunun etrafında dönüyor. Görmek, gitmek ve anlatmak nasıl bir şeye dönüşüyor?

Albrecht Dürer, Jacopo Ligozzi ve Louis-François Cassas gibi isimlerin işleri bu hattın içinde yalnızca sanat tarihi referansı olarak değil, farklı zamanların bakış biçimleri olarak duruyor. Her biri, yolculuğun başka bir ritmini taşıyor.
Sergi Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonları’nın yanında Rahmi M. Koç ve Caroline N. Koç koleksiyonlarından gelen parçalar da var. Bu yan yana geliş, serginin en sakin ama en belirleyici tarafı, aynı hikayeyi farklı ellerden okumak gibi.
Çiğdem Simavi’nin bağışıyla koleksiyona eklenen tablolar ve portolan harita özellikle diplomasi bölümünde karşılık buluyor. Habsburg elçisi Kuefstein çevresinde yapılan resimler, Osmanlı elçilik törenlerini gösteren sahneler ve bu karşılaşmaları belgeleyen işler, yalnızca bir dönemi değil, o dönemin “nasıl görüldüğünü” de anlatıyor.


Sergi, baştan sona tek bir çizgi izlemiyor. Merak, inanç, diplomasi, savaş, ticaret ve turizm gibi başlıklar, yolculuğun farklı nedenlerine ayrılmış küçük duraklar gibi düşünülebilir. Bir yerde insanın bilinmeyeni görme isteği, başka bir yerde kutsal yolculuklar, bir başka bölümde devletler arası temaslar, sonra zorunlu hareketlilikler ve en sonunda da seyahatin gündelikleştiği dönem…


Bu bölümler arasında keskin sınırlar yok. Bir harita bazen bir inanç yolculuğuna, bir resim bazen bir ticaret hikayesine bağlanıyor. Sergi bunu özellikle açık bırakıyor, çünkü yolculuk dediğimiz şey de aslında böyle ilerliyor: net çizgilerle değil, birbirine karışan izlerle.
Sonunda geriye tek bir fikir kalıyor: İnsan, gittiği yerleri sadece görmüyor, onları kaydediyor, değiştiriyor ve geri getiriyor. “Seyahat Sanatı” da tam olarak bu izi takip ediyor.
“Seyahat Sanatı”, 23 Mayıs 2027’ye kadar Meşher’de ziyaret edilebilecek.

(Gülşen Işık yazısı)


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisment -

Popüler İçerikler